Son günlerde okuduğum bazı yazılarda moda bizi rahat bırakmıyor, özgürlüğümüzü ele geçirdi gibi cümlelere rastlıyorum. Peki gerçekten de moda bizi sınırlandırıp özgürlüğümüzü kısıtlıyor mu?  Acaba Moda bizi esir aldı mı? Gelin bu soruya beyin fırtınası yapıp cevap bulalım. Biraz detaylıca düşününce benim cevabım hem Evet hem Hayır. 

Neden  Hayır; Tamam elimizden düşmeyen moda dergileriyle, merakla beklediğimiz modacıların koleksiyonlarıyla trendlerini takip ediyoruz.

Modayı takip demek moda bize ne sunarsa onu mutlaka giyme zorunluluğu getirmiyor.

Yenilikler arasından bize yakışan, ruhumuzla bağdaşan, zevkimize hitap eden trendleri binlerce çeşit arasından seçip kendimize uyarlıyoruz. Buda bizi Modaya bağımlı kılmıyor. Aksine moda trendleri bizim zevkimizi yakalamaya çalışıyor.

Neden Evet; Modada cool olmak gibi bir derdiniz varsa siz kendi taleplerinize değil modanın taleplerine uyarsınız.

Cool olma arzusu siz  beğenseniz de beğenmeseniz de, yakıştırıp yakıştırmasanız da moda kaidelerine uymayı  gerektiriyor. Birilerine veya bir şeylere uymak da sizi sınırlar.  

  • Vücut preporsiyonuna (yapınıza) göre giyinmek 
  • Kısa bacaklı uzun çizme, mini etek giyemez
  • Kalın bacaklı şort giyinemez
  • Baseni geniş pileli  giyinemez
  • Göbekli yüksek bel  giyinemez
  • Çok zayıflar dar giymemeli 
  • Geniş omuzlu ve büyük göğüslüler straplez giymemeli
  • Kalın bilekli halhal takmamalı 
  • İn out olmak gibi kaidelerinin olması gibi gibi…

Kuralların olduğu her yerde de özgürlüğün kısıtlanmış olması tabidir. Tabi eğer siz bu kaideleri uymayı seçiyorsanız. Buda sizin tercihinizdir ki bu tercihinizde sizi kısıtlayan moda değil moda tutkunuzdur. Modanın keskin çizgisinden gitmek istiyorsanız bu kaideleri dikkate alırsınız.  Modaya “cool” olmak mı yoksa ruhunuzu özgür bırakmak mı? 

Bu konuyla ilgil, beğendiğim bir yazının linkini paylaşmak istiyorum.  http://www.sivasirade.com/kose-yazilari/kul-olmak-mi-cool-olmak-mi–1112.html

Yok “Banane kimin ne dediğinden ben kendime yakıştırdıktan sonra istediğimi giyerim” diyorsanız özgürlükçü ruhunuza selam olsun. Özgürlükçü moda severler hem  sevdiğiniz hem beğenilebileceğiniz gibi giyinmek ise hüner ister. Ruh özgürlüğünden taviz vermeden bunu başarana alkışşş.

Peki kıyafet seçimimizi etkileyen sadece moda mı? Tabi ki değil aile, çevre, örf ve adetleri de göz ardı etmeyelim. Peki bunlara uymak mı doğru yoksa es geçmek mi?  Aslında en doğru diye bir şey yok. Uymak da farklılık da yerine göre hoş oladabilir olmayadabilir.

Peki Güzel giyinmek çok mu önemli? “Nice kıyafetler gördüm içinde insan yok nice insanlar gördüm üstünde kıyafet yok.” sözündeki mananın çoğumuz idrakındayız. Lakin insanlar zenginleşmeye başladıkça güzel giyinmek de önem kazanır oldu. Özellikle ilk izlenim denen ön yargının ilk adımı kişiyi girdiği ortama yakışır giymeye mecbur ediyor. 

“Kişi kıyafetiyle ağırlanır karakteriyle uğurlanır.” sözü boşuna söylenmemiş. Mecburiyet desem de ben bunun doğru olduğunu düşünenlerdenim. Aksi bana karşı tarafa saygısızlık gibi geliyor.

II Abdülhamid’in çocuklarının yanına dahi pijamayla çıkmamasını okuduğumda çok etkilenmiştim. Bu davranış en başta insanın kendisine olan saygısıdır.  Tabi illaki böyle olmalı demek yersiz. Hiç bir kıyafet insanın özünü anlık kamufle etse de gerçek anlamda etki etmez.

Deli Yürek dizisinde Kuşçu karakterinin anlattığı o çok güzel hikaye  olduğu gibi.

Güzellik ve çirkinlik bir gün deniz kıyısında karşılaşırlar biri diğerine haydi yüzelim demiş. Giysilerini çıkarıp denize girerler. Çirkinlik Güzellikten önce çıkıp güzelliğin üstünü giyer gider. Güzellik denizden çıkıp kıyafetini bulamayınca çıplak kalmamak için Çirkinliğin üstünü giyer. O günden bu yana insanlar güzellik ile çirkinliği karıştırmaya başlarlar. Güzelliğin gerçeğini tanıyanlar ise kıyafete aldanmazlar.

Gerçek güzelliği görenlerden oluruz inşallah.

Yorum Yap


CAPTCHA Image
Reload Image